11 Ağustos 2013 Pazar

ŞAİR OLMAK ZARAR ÖMÜRE

‘’Kelebeğin Rüyası ‘’ vizyona girdiğinden beri izlemek istemiştim ama sanki biliyormuşum gibi hep ayaklarım geri geri gitmişti. Hissetmiştim çok etkileneceğimi kendimi hazır hissetmiyordum sanki. 

Bu akşam daha fazla kaçamadım, televizyonda bir sinema kanalında izledim.

Sık sık gözlerim doldu, şiirli sahnelerde dolmakla da kalmadı.

Özendim desem veremden ölmeye, bu kadar mı yakışır şairlere verem.

İlla ki parasız olmak, genç yaşta ölmek.

Yeni kaybettiğim Ahmet abimin ( Ahmet Erhan) dediği gibi ‘’ Şair olmak zarar ömüre''
Yıllarca onun dizelerini onu tanımadan Ahmet Kaya’nın şarkısı ( bugün de ölmedim anne )  ile dinlemişken, ömrünün son deminde tanışma fırsatım oldu. Onu da çok genç kaybettik.

Gidin gezin aşiyan mezarlığını genç yaşta ölen şairlerle doludur.
Üçüncü ziyaretimde fark etmiştim ölüm doğum tarihlerine bakıyor ve yaşları hesaplıyordum.
Edip Cansever’in mezarı başında kendi kendime söylenmeye başladım.

-‘’ Neden bu kadar genç ölür şairler?’’

Arkadaşım yerde bir kağıt buldu baktı ve bana uzattı.

-‘’ Al cevabı burada ‘’dedi

Kağıtta ;
Yeşil ipek gömleğin yakası,Büyük zamana düşer
Her şeyin fazlası zarar ya
Fazla şiirden öldü Edip Cansever
                    Cema Süreya

Cevap yine bir şairden gelmişti.

Şair değilim ama ;


Madem ölüm var bu dünyada
Veremden ölmeliyim
Kısık kısık öksürürken yavaşça solmalı rengim
Küçülen suratımda kocaman kalmalı gözlerim
Kim bilir ne derdi vardı ? demeli duyanlar
Nereden bilecekler
Herkesin vardır ya kimselere anlatamadığı bir hikayesi
Benim hikayemin de ancak öyle olduğunu
Herkes kadar ağladığımı, herkes kadar güldüğümü
Madem ölüm var veremden ölmeliyim
Ne yaşlanarak beni ben yapan hatıralarımı unutarak
Ne de kanser ağrısı ile ağlayarak
Kazaya da kurban gitmemeli bedenim
Madem ölüm var bu dünyada
İlla ki güzel ölmeliyim



28 Haziran 2013 Cuma




Yaşamak bela bugünlerde başıma
Öyle bir kırıldı ki kirazın dalı
Bin yılın cemresi düşse de
Boşu boşuna
Yaşamak boşu boşuna




dinlenesi '' Boşu boşuna''

31 Mart 2013 Pazar


BİR HAYAT NE KADAR HAYALCİ
VE NE KADAR DERİN OLABİLİR Kİ
 İNSANIN İÇİNDEKİ UÇURUM ?
DÜŞ DÜŞ BİTMEDİ HALA

17 Aralık 2012 Pazartesi

SİS




Çocukluğumun sisi , büyükşehirlerin sisine benzemez çok daha güzel ve anlamlıdır. Artvin’in  o dağ köyünde geçerdi bazı yazlarım,  yaz ortasında bile sisi pusu yağmuru hiç eksik olmayan dağ köyü.
İki katlı ahşap evin önündeki çeşmeden hep pınar suyu akardı, çeşmenin yanındaki mis gibi yaban gülleri olurdu. Çeşmeden su içmek için eğildikçe gül kokulu su içerdin adeta.

Çeşmenin arksında meyve ağaçları başlardı bazıları fidan bazıları 40-50 yıllık ağaçlar. Eğer hava yağmurlu sisli değilse devamında bostan ve çayırlık görünürdü.

Gündüz bu denli canlı güzel olan bahçe geceleri  ürkütürdü, hele bir de sis çökmüşse. Araziyi  aydınlatmaya çalışan çeşmenin yanındaki büyük sokak lambası beyhude kurşun geçirmez sisi delmeye çalışırdı. Ürkmeme rağmen tatlı bir heyecanı da vardı oralarda yürümenin. Yavaş yavaş sisin içinde kaybolan ağaçları izlemek, adım attıkça yanında olan çeşmenin birden sisin içinde kaybolması,  yalnızlık duygusu verirdi bana. Adım attıkça belki başka bir ağaca yaklaşıyordum ama yanındaki yok oluyordu bir de iyice sis çökmüşse kendin ile baş başa kalıyordun.
Yaşamak da öyle bir şey ne kadar çok birilerine yaklaşmaya hayatına bir şeyler katmaya çalışsan da eğer bir sis çökerse yapayalnız kalırsın işte. Yok olur yanı başındaki çeşme, elma fidanı. Beyhudedir arayışların bir sis çökmeye görsün deli gibi koşarsın, o aydınlık olan karanlıkta kendinden başka hiç kimseye dokunamadan.
Hermann Hesse şiirinde ne de güzel anlatmış yalnızlığı, yaşamak aslında Artvin’in dağ köyünde siste yürümektir. Arada bir açan güneşe aldanmayın unutmayın orada yazları bile hep yağmur yağar ve kurşun geçirmez sisler hiç eksik olmaz.


SİSTE
Ne tuhaf, siste yürümek!

Her çalı, her taş ıssız,

Ağaçlar görmüyor birbirini,
Hepsi de yalnız.
Hayatım aydınlıkken henüz
Dostlarımla doluydu dünya.
Çöktü işte şimdi sis,
Biri yok ortalıkta.
Karanlığı bilmeyen
Bilge değil, olamaz.
İnsanı ayıran her şeyden,
Karanlık: hafif, kaçınılmaz.
Siste yürümek ne tuhaf!
Yalnız olmaktır yaşamak.
Kimse kimseyi tanımaz,
Herkes yalnız.

Hermann HESSE

30 Temmuz 2012 Pazartesi

GAYBANA DÜNYA


Bir yazar arkadaşım çocukluğunda, babasının akşamları yorgun argın getirdiği kitapları sıralamış. Okuyunca ilk kitabımı düşündüm, hiç unutmamıştım zaten’’ Tüy Kanat’’

Babam Almanya’da o nerden bulup buluşturduysa bana o kitabı getirmişti. Ne çok sevmiştim. Sayfaları çevirişim resimlerine tek tek bakışım çizimler hala aklımda
.
Hiç umudum yoktu ama google arattım karşıma çıktı. Yıpranmış kapağıyla koklayabilseydim acaba çocukluğum mu kokardı?

Kaybana dünya insanın babası kalmazken getirdiği kitabı kalan dünya.

12 Nisan 2012 Perşembe

EKSİK

Bir insan kendine eksikken başkasıyla nasıl bir bütün olabilir ?
Zaten olmuyor
İki eksik bir tam yapmaz
İki yarım, yaralı iki eksik yapar




17 Şubat 2012 Cuma

HÜZÜN


İnsan hüzünden ibarettir, baştan aşağıya hüzünüz, her gün bahar yağmurlarına benzeyen hüzün yağmurları altında ıslanırız.

Gülüşler, kahkahalar ne çabuk unutulur, sabun köpüğü gibidir sevinçlerimiz, Açın bakın yüreğinize, lime lime etmiştir yüreğimizi hüzün, tek bir gülümsemenin izi bile yoktur.

‘’Vur patlasın çal oynasın’’ile başlayan nice akşam, hüzünlü bir şarkıyla, hıçkırıklarla son bulmuştur. En büyük hüzünler de gülüşlerin sonunda başlar sanki. Bazı kahkahalar vardır, yetmez güldürmeye sadece bir sestir, bir yalvarış sanki ve henüz duvarlardaki aksi son bulmamışken sessiz gözyaşlarına bırakır kendini….

Hüznü ben, bana neşenin değerini gösterdiği için sevmem, neşeyi ben, hüznümü sevdirdiği için severim.

Ömrüm hüzünden ibaret olsaydı, boğulurdum hüznümde, onu sevemezdim ama neşem sayesinde hüznüm, salkım salkım bir yasemin yağmuru gibi her gün ıslatıyor beni ve ben o yağmurda ıslanmayı çok seviyorum.

Hüzün, insanları daha bir insan yapar, aynı zamanda hüzün mesafe koyar insanlar arasına.

Hüzün yalnızlıktır, kapanmaz yaralar gibidir hüzün, korkutur ve uzaklaştırır birçok insanı.

Hüzün, kişinin yaraları ile yüzleştiği zaman duyulan keman sesidir sanki.

Hüzün sayesinde yaralar kapanmasa da onlarla barışılır, hüzün öfkenin düşmanıdır. Hüzün duyan daha az öfke duyar, hüzne yenilen öfke, aslında kişinin yaşam karşısında kazancıdır.

Hayatı hüzünle yaşamak, yaşama karşı acıklı bir keman sesiyle silahlanmaktır….