
Kör bir klarnetiçiye göz, çıplak ayaklara ayakkabı,
kaybolmuş umutlara umut olmak istedim. Yürüdüm dün İstiklalde uzun uzun yürüdüm
yanımdan insanlar geçtiler gülüyorlardı, sevgililer vardı el eleydiler, ben onlardan, onlar benden gelip geçtiler.
Ben yavaş yavaş yürüdüm ve hayatın dur dediklerine baktım
yaşlı bir kadına, gözlerindeki deli bakışa, didik didik saçlarına. Saçlar
taranmadığı yıkanmadığı için değil, okşanmadığı için dellenir bunu herkes bilir.
Yürüdüm bir adam ağlıyordu şakakları babamın saçları gibi
beyazdı. Ben yıllardır yürürüm ve bir gün yürürken babam öldü biliyor
musunuz? Yürürken çok şey gelir insan başına sevdiğin ölür, sevdiğin kaybolur,
sevdiğin gider, sevdiğin bir akşam ansızın biter.
Ne oluyorsa hayatta yürüyünce oluyor; mesela yanımdan el ele geçen sevgililer, bir tanesi bıraktı o eli, yarın da diğeri bırakacak biliyorum. Dün
yürüdüm ve durmuşlara baktım onların saçları hep didik didiktir düzelmezler, o deli bakışlar da hiçbir yere gitmez, klarnetçi de hep kördü zaten ona güneş hiç gelmemişti ki gitsin.
Dün yürüdüm İstiklalde uzun uzun yürüdüm bir gün duracağımı
düşünerek uzun uzun yürüdüm.
Çok güzel, şiirsel bir anlatım. Çok beğendim.Eline sağlık...
YanıtlaSilSadık okurum, kadim dostum abim asıl ben teşekkür ederim sana
YanıtlaSilSaçlar taranmadığı yıkanmadığı için değil, okşanmadığı için dellenir bunu herkes bilir.
YanıtlaSildeldin icimi buceracik...
serife
yuruyorum dikenlerin ustune yaraliyam...
YanıtlaSilavcinin vurdugu ceylan